EĞİTİM SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ

24 Ekim 2012, 21:24
EĞİTİM SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ
EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE


https://www.facebook.com/notes/ahmet-uzun/e%C4%9Fitim-sistemi-ele%C5%9Ftirisi/444807605557091

Türkiye deki egemen ekonomik yapı ulusalcı eğitimi gerektiren bir karaktere sahip değildir. Yeni sistemde özellikle eğitim alanında çok büyük mücadele verilmektedir.

 

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da egemenlik ve mücadele ilişkileri sürekli devam etmektedir.

Sorun sömürge durumuna hızla uyarlanan eğitim sistemindeki güçler ve politikalarla ilgilidir. Mücadele koşulları ekonomik, siyasal ve kültürel anlamda oldukça zorluklarla doludur. Mücadele eğitimde egemenliğin kurulduğu ve sürdürüldüğü alanlar belirlenerek ve bu alanlara ciddi bir şekilde eğilinerek verilmelidir.

 

Türkiye de yeni eğitim sistemi adı altın kurgulanmak istenen sistemin alt yapısı yoktur. Yani egemen olabilecek bir alt yapı kültürü iktidardaki parti de olmadığı gibi mevcut hiçbir parti de yoktur. İktidardaki parti "TAŞERON" sistemini makul görerek onun üzerinden kitleleri kapitalist ekonomiye köle yapmaktadır.

 

4+4+4 diye ifade ettikleri ve bazılarının kendi düşünce yapılarında ekonomiye yön verecekler ve onun alt yapısını eğitimde oluşturuyorlar sözleri hezeyandan başka bir şey değildir. Çünkü eğitim sistemi palyatif çözümlerle çözülecek bir sistem değildir. Cumhuriyet döneminde her gelen güç bir nokta koyarak bugün kü perişan haline getirmiştir. Mevcut iktidarda bu noktalardan bir tanesini koymayı yeğlemiştir. Çünkü iktidarın eğitim sistemini düzeltecek kültürel gücü yoktur.

 

Eğitim nasıl bir alan oluşturur

Okulun sosyal amacı, sosyal politikalardaki egemen anlatımda, toplumu eğitim yoluyla geliştirme olarak sunulur. Aslında, eğitim süreci sosyal kontrol aracı olarak işlev görür. Çocuklara ve gençlere belli kuralları, gelenekleri, değerleri, umutları ve umutsuzlukları işleyen eğitim sistemi, egemen bir düzenin ve sınıfın resmi sosyalleştirme aracıdır. Yeni-sömürgecilikte bu araç kültürel emperyalizme uyarlama biçimini alır. Bu karakteri nedeniyle, eğitim aynı zamanda ideolojik mücadelelerin en yoğun verildiği bir alandır. Dolayısıyla, sosyal politikalar alanı en ciddi mücadele alanıdır.

 

Eğitim toplumsal materyal üretime işgücü hazırlayarak, bilgi ve araştırma olanaklarıyla, kültürel ve tekniksel bilgiyle yardım eder: Toplumsal üretimin (dağıtım ve tüketim dahil) her alanında ve seviyesinde belli bilgi, beceri ve teknolojinin kullanılmasını sağlar.

 

Bilginin yenilenmesi, üretim biçiminin ve teknolojisinin geliştirilmesi, korunması, üretim ve tüketim için gereksinmelerin ve teşviklerin yapılması, iş bölümünün kontrolü ve yürütülmesi, teknolojik yeniliklerin sağlanmasında eğitim sistemi önemli rol oynar. Okullar, uluslararası şirketlerin ve ortaklarının egemenliğinde küreselleştirilmiş dünyada hem insan kapitali hem teknolojik bilgi ve geliştirme kaynağıdır. Hem kültürel ve ideolojik fonksiyon görürler hem de endüstrilere değerli emek-kapitali (insan ve bilgi gücünü) üreten kitle fabrikaları gibidirler.

" Bu nedenle eğitim sisteminin kendisi bir mücadele alanıdır."

 

Siyasal politikalar ve ideolojiler yoluyla eğitim "geleceğin yurttaşını eğiterek hazırlama" olarak meşrulaştırılır.

Bunun Amerika’daki anlamı çocuğu resmi olarak "Amerikalılaştırmadır." ABD merkezli bir cemaatin dünya genelindeki okulları bu amaçla kurulmuş ve bu amaçlara hizmet etmektedir. Buna tüm ülke insani dikkat etmek zorundadır.

 

Demokratikleşme ve liberalleştirmenin asıl manası uluslararası emperyalizme hizmet ettirmedir. Zira demokrasi uluslararası emperyalizmin sömürü sisteminin güzelleştirilmiş adıdır. Ne yazık ki bu emperyalist yalana birçok inançlı insan da inanmaktadır.

 

Sistemin yetiştirdiği ve yetiştireceği elemanlar toplumsal yapının ve egemen pratiklerin meşrulaştırılmasına katkı sağlayacaktır. Öğrencilerin derslerinde ve televizyonlarında en fazla aşına olacakları kelimeler uluslararası emperyalizmin sömürü tekelizasyonlarıdır.

 

Demokratikleşme, özgürlük, serbest ticaret, deregulasyon, özelleştirme, modernleşme, küreselleşme gibi kelimeler uluslararası emperyalizmin sömürü aleti kapitalizme hizmet eden kelimelerdir.

Gençlerin düşüncelerine etki edecek olan bu kelimeler sömürgeci egemen siyasal ideolojinin ve bu ideolojinin sınıfsal örgütlenme biçiminin meşrulaştırılmasını sağlayacaklardır.

Eğitim sistemi ve ideolojisi, küreselleşmiş kapitalizmin, fırsat eşitliği, demokratik çoğulculuk manevi olgulardan uzak yükselme ideolojilerini, toplumun adil ve demokratik bir rayda olduğun ve geliştiği masallarını anlatır.

 

Dolayısıyla eğitim siyasal egemenlik, sermaye egemenliği ve ideolojik mücadele alanı olmaktan çıkamaz.

 

Seksenli yıllarda serbest pazar adıyla ülkelerde bölgeler oluşturulur ve bu bölgeler küresel emperyalizme hizmet ederlerdi. Daha sonraları bu ülkelerin eğitim sistemlerine müdahale edilerek gençlerin çıkartılacak yasaları gerekli görmeleri sağlanmış ve Özellikle "tahkim" adında bir yasa çıkartılarak ülkelerin tamamında serbest ticaret imkanlarına sahip olmuşlardır.

 

ABD de din dolgu malzemesi olarak kullanılır. Bundan dolayı ABD dinsel özgürlüklerin en fazla olduğu ülkedir. Din ülke genelinde aşırılıkları frenleyen en büyük güç olarak kabul edildiği için kapitalist ekonominin sıkıntısız işlemesine yardımcı olmak için bu boşlukları doldurur. Başka bir deyişle din ekonomik ve siyasal sistemin ara boşluklarında payanda malzemesi olarak kullanılır. Bu mantığı ABD den yönetilen bir cemaatin yazar-çizerlerinin makalelerinde bulmak şaşırtıcı değildir.

 

ABD için Namazını kılan, içki içmeyen, kumar oynamayan, uyuşturucu kullanmayan, hacı olan bireylerden daha değerli eleman yoktur. Çalışsın maaşını alsın yesin yatsın kalksın ve netice olarak ta ABD ye dua etsin.

 

Ancak yukarıdaki özellikleri taşıdığı halde sosyal aktivite sahibi olanlar "terörist" diye adlandırılarak guantanamo ya gönderilir. Yani ABD egemenlik alanlarına müdahaleyi terörist eylem olarak algılamaktadır. Tüm dünyaya demokrasi tavsiye ederek dünyayı kandırmak ve emellerine rahatça ulaşmaktadır.

Eğitimin kültürel yanıyla gelen ve bilginin meşruluğu (neyin öğretileceği, öğretilmeyeceği ve öğretilemeyeceği) tartışmasını getiren kültürel kapital politikaları üzerine olan egemenlik ve mücadele devam etmektedir. Eğitimin ekonomik amacı da gerçekten uzaklaştırılıp, idealleştirilerek toplumun ekonomik gelişmesiyle ve teknolojik kalkınmayla ilişkilendirilir.

 

Tüm dünya da eğitimin ekonomik amacı, hangi bilim dalında olursa olsun, ne öğretirse öğretsin, kapitalist sermayenin yapısal durumunu "eğiterek ve öğreterek” kabul ettirmesidir. Okullar, ekonomik yapıyı yeniden meydana getirmede (sürekliliğini ve yapısını desteklemede) gerekli koşulları üreterek emperyalizme hizmet ederler. İç ve dış pazarda kapitalist sermaye birikimine yardım ederler.  Bunu da "başarı" ölçekleri koyarak ve kapitalist sistemi yansıtan bir eğitim yapısı içinde, sistemin örnek yapısını üreterek yaparlar.

 

Bugün birçok ekonomist kapitalist ekonomiyi dünyada eşi benzeri olmayan model olarak yansıtmaya devam etmektedir. İşte eğitim sisteminin emperyalizme hizmet ettiren durumu budur.

 

Eğitim konuları çeşitlendirilerek esas gündemler ortadan kaldırılır.

Gençliğin direnişini kırabilmek için birçok araçlar kullanılır. Bunlar her topluma göre değişirler. Bunlardan bazılarını konumuza alalım.

 

Dinle alakası olmayan din dersleri konulur. Birden fazla din dersleri ile veya dinle alakası olmayan konularla gençlerin kafası şişirilir ve gençlerin dinsel güdüleri törpülenerek direnişleri kırılır. Bir toplumun direnecek dişlerini kırdığınız da o toplumu pasifize olmuş bir toplum zannedersiniz. Oysa o toplum patlamaya hazır bir toplum haline gelir ki dünyada bunun örnekleri saymakla bitmez. Bugün kü eğitim sistemi önümüzdeki yıllarda Türkiye yi böyle bir patlamaya hazırlayacağından kimse şüphe etmemeli.

 

Oysa gençliğe "din nedir" sorusunu sor ve doğru olarak karşılığını verdiğinde genç meseleyi anlar ve hangi dine girecekse veya sosyolojik olarak bulunduğu toplum hangi dinden ise o dinin gereklerini yerine getirmeye başlayacaktır. Dolayısıyla Türk eğitim sistemine din ile ilgili ders kopyalayacaksanız tüm din derslerini kaldırarak Kur an ı kerim meal i okunacak bir ders koyup meseleyi halledebilirdiniz. Netice olarak ta dini duyguları törpülenmiş bir nesil yetiştirmemiş olurdunuz.

 

Dini duygular din dersleri ile törpülenirken Bir başka törpüleme de flört, sevgili ve seks ile yapılır.

Özellikle gençlerin sıkıntı duydukları bu alanlarda internet, gazete ve Televizyon dizileriyle doldurulur ve gençler sevgili bulmak sevgili değiştirmek ve biraz daha büyüdüklerin de flört etmek ve daha sonra seksle gençlerin direnişi kırılır. Türkiye ölçeğinde bunların tamamı mevcuttur.

 

Bir başkası ise biraz daha zengin aile çocukları ve özellikle "elit" lerin çocukları uyuşturucu ve içki ile hizaya getirilerek direniş kültürünün oluşmasına engel olunur.

 

Ders programları ve okul kitaplarının içeriği egemenliğin kurulması ve yürütülmesi mücadelesinde önemli bir yer alır. Okulda sunulan bilgi ve dünya gerçekleri incelendiğinde, toplumdaki egemen güçlerin ve egemenlik altındakilerin kimliği ve özellikleri hakkında oldukça ayrıntılı bulgular elde edilebilir. Okul kitapları egemen güçlerin görüşleri, faaliyetleri, umutları, korkuları, dostları ve düşmanlarıyla doludur. Ders program ve kitapları egemen sınıfların sosyal pozisyonlarını destekleyen şekilde düzenlenir.

 

Okul kitapları somut örneklemelerle sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal konularda tarihsel başarı ve başarısızlıkları anlatma biçimleriyle belli inançları belirleyip teşvik ederken, diğer alternatif seçenekleri sınırlarlar. Başarının ve başarısızlığın, doğrunun ve yanlışın, haklının ve haksızın tanımlanmasıyla birlikte bu tanımlamaya uygun belli "çare" ve çözüm önerileri" ve faaliyetleri de gelir.

 

Okul kitaplarının sosyal adalet, iş, zenginlik, fakirlik ve endüstriyel işçi sorunlarını sunuş biçimi güçlünün gücünü ve güçsüzün güçsüzlüğünü bireyselleştirerek kişiye indirgeme şeklindedir. Yoksulluk kişilerin başarısızlıklarının bir sonucudur; Yoksulluğun ekonomik kaynakların bölüşümü ve kullanılması (mülkiyet ilişkileri) ile ilişkisi kesinlikle kurulmaz. Çünkü yönetenlerin suçları yok üretenlerin suçları var anlamında eğitim ve öğretim yapılır. Kişi üretemiyorsa fakir üretebiliyorsa zengindir ibaresi çokça söylenir. Hastalık ve yönetsel erklerin yönetiminden kaynaklanan başarısızlıklar gözardı edilir.

 

Kapitalist kültürde eğitim sistemi tarafından "birey" olarak eğitilen insanlar zengin olmanın çalışarak kazanılan bir şey olduğu vurgusu yapılarak bireyin bilinçaltında sürekli olarak çalışması örgütlenir. Oysa toplumun ortak mallarının işverenler tarafından kullanılarak kapitalin tek adreste toplandığı hiç bir zaman anlatılmaz. Verilen eğitim de sürekli olarak özelleştir, modernleştir, geliştir gibi kelimeler birey olarak yetişen gencin bilincini etkilemiştir. Zenginlere aktarılan kaynaklar devletin diğer halkına verdiği maaşlardan oldukça yukarı seviyelerde olması gizlenir.

 

İşveren konumundaki şahsın veya şahısların bu mülkiyeti nasıl elde ettiği önemlidir. Acaba siyasal sistemin aktörleri tarafından kamu bankalarından kredi verilerek mülkiyetin sahibi olması mı sağlanmış yoksa mülkiyetin tahsisi kiralık olarak yapılıp işletmek için kamudan kredi verildiği gizlenir.

 

Uluslararası emperyalizmin beslendiği kaynağın başında “gelir vergisi” sistemi gelir. Emperyalist kapitalizme karşı duracaklarını iddia edenlerin “servet” vergisi sistemine geçmesi zorunlu olsa gerek. Ancak siyasi aktörler yönetsel güçleri ellerine aldıklarında uluslararası emperyalizmin dediklerini ve istediklerini yapmaya devam ederler.

Uluslararası emperyalizme hizmet eden kapitalist ekonomiden bu kadar bahsettikten sonra Bugün Türkiye de yeni diye adlandırarak yürürlüğe koydukları eğitim sistemi kimlere hizmet edeceğinden bahsedelim.

 

En başta şunu söyleyeyim toplamda 28 tane ders var. Bunların bir kısmı seçmeli adında olan dersler diğerleri ise mecburi dersler.

Mecburi derslerden bir kaçına değineceğim.

 

1- Müzik dersi.

Müzik elbette ki önemli.  Ancak önemine binaen nerede ve nasıl okutulacağı hesap edilmemiştir. Kaliteli sanatçı çıkabilmesi için Müzik ders olarak değil de "branş" olarak okutulmalıdır. herhangi bir meslek lisesine veya güzel sanatlar lisesine branş olarak koyarak kaliteli sanatçı yetiştirirsin.

 

2-Resim dersi.

Resim elbette ki önelidir. Ama bunu ders ile değilde müzikte olduğu gibi branşla yapmak kaliteye hizmet edecektir.

 

3-Beden Eğitimi.

Beden Eğitimi elbette ki çok çok önemli Ancak bunu da diğerleri gibi branş olarak okutacaksınız ki sporcu yetişsin. Zaten talebeler özellikle ilk ve orta öğrenim talebeleri sırtlarındaki çantalarıyla bir KM yürüdüklerinde o onlara yetmektedir.

 

4-Yabancı Dil

Yabancı dil ders olarak değil de ya branş olarak veya "dil" liseleri oluşturarak verilmesi halinde toplumda kaliteli yabancı dil bilen gençlerin yetişmesi sağlanacaktır.

 

Oysa bugün bunların hepsi ders olarak okutulmaktadır. Peki Fen dersleri yeterince ilgi çekmektemidir. Hayır, Çünkü fen derslerine ayıracak vakit yoktur. Fen sadece ders olarak işlenmediğinden mutlaka araştırma ünitelerinin okullarda bulunması ve dersin oralarda işlenmesi gerektiğinden fen derslerine ilgi oldukça azdır.

 

Derslerle ilgili bu kadar açıklamadan sonra şunu söyleyeyim ki İktidarın eğitim sistemi arkasında kapitalist ekonomiye aykırı herhangi bir yönlendirme söz konusu değildir. İktidar aynen ABD de olduğu gibi aşırılıkları törpülenmiş, direnişleri kırılmış bir gençlik peşindedir. Bu sistemden başkası zaten yetişmez.

 

Eğer İktidar vergi sistemini değiştirecek ve vergiyi gelir yerine "servet" ten alacak bir egemenlik isteseydi.

Eğer İktidarlar Tarım ve hayvancılığı Anadolunun gerçeklerine uygun yaparak tüm dünyaya et, süt ve tarım ürünleri ihraç etmeyi düşünseydi.

Eğer İktidar Çalışma hayatında adil çalışma ve adil kazanma prensibine dayalı yeni sistem getirmek isteseydi.

Eğer İktidar emperyalizme karşı mücadelenin kutsal olduğunu düşünseydi.

Eğer İktidar İslam dinine göre dünya da cezai müeyyidesi olan sadece 3 tane suç olduğunu gençlere Öğretmek-anlatmak-bildirmek isteseydi Eğitim sistemini sadeleştirerek haksızlıklara karşı mücadele etmenin gerekli olduğunu haykırır ve emperyalizmin çarkına hizmet eden kelimeleri gençlere önermezdi.

 

Hiç kimse gereksiz yere korkmasın.

Bu sistem  "ümmet"  bilincinde tek genç yetiştirmez.

Bu sistem sosyal aktivitesi olan gençler yetiştirmez.

Bu sistem Komünist , faşist ve Müslüman yetiştirmez.

Bu sistem ayağa kalkacak. direnecek, dirilecek ve diriltecek gençlik yetiştirmez.

 

Bu sistem namazında, Orucunda, hacı olan, içki içmeyen, kumar oynamayan, fuhuş ve uyuşturucu kullanmayan uluslararası emperyalizme kapitalist yetiştir.

Vesselam..

banner21

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner23
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Trabzon'un en önemli sorunu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sayfalar
    Linkler
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv